Çocuklar büyüdükçe sosyal hayatın bir parçası haline gelirler. Herkesin ortak kullanım alanı olan yerlerde uyulması gereken kurallar küçük yaşta öğretmeli, kendimiz de onlara doğru davranışlarımızla örnek olmalıyız.
Toplumun bütün kesimlerini çevre konusunda bilgilendirmek, bilinçlendirmek, olumlu ve kalıcı davranış kazandırmak çevre eğitiminin temel hedefidir. Çevre eğitimi yalnız bilgi vermek ve sorumluluk hissi oluşturmakla kalmamalı, insan davranışını da etkilemelidir. Çevreye zarar veren de, çevreyi koruyan ve geliştiren de insandır. Toplumumuzun büyük bir kısmında çevre bilincinin yeterince oluşmaması sebebiyledir ki çevre, ilgilenmeye değmeyen bir konu olarak algılanmaktadır. Çevre eğitiminin ana hedefi ise, yeni bir insan tipini, ahlâk anlayışını ve tüketim bilincini topluma kazandırmak, ihtiyacı kadar tüketen, gelecek nesillere karşı sorumluluk hisseden, çevre sorunlarına karşı duyarlı ve bilinçli bir insan modeli yetiştirmektir
Çocukların çevre bilinci kazanabilmesi için bu konudaki eğitimlerin okulöncesi dönemden itibaren verilmesi gerekmektedir. Okulöncesi dönem, çocukların çok hızlı öğrendiği yıllardır. Bu dönemde çocuklar çok hareketlidirler, her şeyi merak ederler ve karşılaştıkları durumlar arasında neden sonuç ilişkisi kurmaya çalışırlar. Bununla birlikte çocuğun model olarak gördüğü ebeveynlerin eğitimi ve çocuğu bilinçlendirmelerinin önemi çok büyüktür. Ailede annenin çevre bilincine sahip olması ve bu bilinci davranışlarıyla, sözleriyle de pekiştirmesi çocuğun öğrenme sürecini kolaylaştırmaktadır.
Çocuğun tabiatı tanıması teşvik edilmeli, onun çevresini (ağacı, çiçeği, toprağı) dokunarak ve tecrübe ederek öğrenmesine imkân verilmelidir. Bu dönemdeki bilinçlendirme öykü, oyun, müzik, san'at gibi faaliyetlerle desteklenmeli, anlayacağı seviyede bilgiler verilmelidir. Çocukların tabiatı tanıması, güzelliklere karşı duyarlılığın oluşması ve gözlem yeteneğinin gelişmesi için sanat eğitimi önemsenmelidir. Okul öncesi dönemde çevrenin çocuk için çok büyük, yepyeni ve heyecan verici olduğunu unutmamalıyız. Örneğin sokağa çöp atmamak, kabuklu yemişlerin kabuklarını yere atmak yerine bir poşette biriktirmek, sokağa tükürmemek, çiçekleri koparmamak, çevredekilerle konuşurken nazik olmak, çocuklarla oynarken düşme ve yaralanmalara sebep olacak davranışlardan kaçınmak, park oyuncaklarına zarar vermemek akla gelen ilk örneklerdir. Duyarlı anne babalar olarak bu konularda çocuklarımızı eğiterek ve bu kurallara uymayan çocukları ve anne babalarını uyararak bütün çocukların neşe içinde gülüp oynayabileceği huzurlu bir çevre yaratabiliriz.
Okulda çocuğun çevre bilincinin oluşması için proje çalışmalarına önem verilmelidir. Günümüzde pek çok konuda okullarda öğrencilerce projeler hazırlanmakta, bu sürece sivil toplum kuruluşları, devlet ve uluslar arası kurumlar da dâhil olmaktadır. Çevredeki problemler, geliştirilmek ya da aynen korunmak istenenler, projelerin konusunu oluşturabilmektedir. Böylece; “Sorun nedir? Ne yapılabilir? Çözüme ulaşırken hangi adımlar izlenebilir? Bu çalışma sonrakilere ne gibi bir katkı sağlar? Neler biliyoruz? Süreçte yeni neler öğrendik? Hangi katkıları yapmayı düşünüyoruz? Katkılarımızdan kimler etkilenecek, kimlere katkı sağlayacak, ne kadar sürecek?” gibi pek çok soruya cevap bulunabilecektir.