Şifremi Unuttum | 
Arama :
 
Makaleler
Aile Koçunuz
Beslenme
Bilgi Bankası
Bilim
Davranış Bilimleri Enst.
Ebeveyn
Eğitim
Gelişim
Haber Arşivi
Hastalıklar
İnternet Ve Aile
Ruh Sağlığı
Sağlık

Online Üyeler
Online Üye Yok
Üye: 0
Misafir: 159
Tümünü Göster

Son Üyeler


Ceza
Kategori: Eğitim > Çocuk Eğitimi  
Yazar: editor  Yazarın Tüm Makaleleri
  RSS 

15.09.2009

1. CEZA GEREKLİ VE İŞLEVSEL BİR UYGULAMA MIDIR?

Çocuğumuzun beğenmediğimiz, onaylamadığımız davranışını değiştirmesine yardımcı olmak, ona yol göstermek, yeni istenen davranışları yerleştirmek için ceza doğal bir yöntem değildir. Ceza, eleştirmek, kızmak, bağırmak, vurmak, mahrum etmek şeklinde bir davranışa kısa süreliğine engel olabilir. Etkinliği kısa ve geçiçi olup öğretici değildir. O davranışın yapılmaması gerektiğini anladığından değil, ceza korkusundan bir süre için yapmaz. Ceza ile mutlu olmayı, sevgiyi, yaratıcı düşünmeyi öğretemeyiz. Dersinde, duygusal ya da öğrenme sorunları nedeniyle dikkat problemi olan bir çocuğa, matematik sorusundaki hatayı “nasıl olur da görmezsin” diyerek, ya da yazdığı kompozisyonu eleştirerek, kızmak belki de sırf aldığı notlar nedeniyle tv, bilgisayar, arkadaş ziyaretlerini engellemek o hataları yapmamasını sağlamaz. Buna ait yaptırımları çocuk zaten aldığı notlarla görmektedir. Burada yaklaşım, notu kırılan bilginin nasıl öğretileceği olmalıdır. Bu nedenle gerekli ve işlevsel değildir.

1. CEZA GEREKLİ VE İŞLEVSEL BİR UYGULAMA MIDIR?

Çocuğumuzun beğenmediğimiz, onaylamadığımız davranışını değiştirmesine yardımcı olmak, ona yol göstermek, yeni istenen davranışları yerleştirmek için ceza doğal bir yöntem değildir. Ceza, eleştirmek, kızmak, bağırmak, vurmak, mahrum etmek şeklinde bir davranışa kısa süreliğine engel olabilir. Etkinliği kısa ve geçiçi olup öğretici değildir. O davranışın yapılmaması gerektiğini anladığından değil, ceza korkusundan bir süre için yapmaz. Ceza ile mutlu olmayı, sevgiyi, yaratıcı düşünmeyi öğretemeyiz. Dersinde, duygusal ya da öğrenme sorunları nedeniyle dikkat problemi olan bir çocuğa, matematik sorusundaki hatayı “nasıl olur da görmezsin” diyerek, ya da yazdığı kompozisyonu eleştirerek, kızmak belki de sırf aldığı notlar nedeniyle tv, bilgisayar, arkadaş ziyaretlerini engellemek o hataları yapmamasını sağlamaz. Buna ait yaptırımları çocuk zaten aldığı notlarla görmektedir. Burada yaklaşım, notu kırılan bilginin nasıl öğretileceği olmalıdır. Bu nedenle gerekli ve işlevsel değildir.

2. ÇOCUKLAR “YANLIŞ BİR ŞEY” YAPTIKLARINDA KENDİLERİNE VERİLEN CEZANIN AMACINA ULAŞABİLMESİ İÇİN UYULMASI GEREKEN PRENSİPLER NELERDİR? NEDEN BU PRENSİPLERE UYULMALIDIR? UYULMADIĞI TAKDİRDE NE GİBİ SONUÇLARLA KARŞILAŞILIR?

Çocuğumuzun beğenmediğimiz, onaylamadığımız davranışını değiştirmesine yardımcı olmak, ona yol göstermek, yeni istenen davranışları yerleştirmek için ceza doğal bir yöntem değildir. Ceza, eleştirmek, kızmak, bağırmak, vurmak, mahrum etmek şeklinde bir davranışa kısa süreliğine engel olabilir. Etkinliği kısa ve geçiçi olup öğretici değildir. O davranışın yapılmaması gerektiğini anladığından değil, ceza korkusundan bir süre için yapmaz. Ceza ile mutlu olmayı, sevgiyi, yaratıcı düşünmeyi öğretemeyiz. Dersinde, duygusal ya da öğrenme sorunları nedeniyle dikkat problemi olan bir çocuğa, matematik sorusundaki hatayı “nasıl olur da görmezsin” diyerek, ya da yazdığı kompozisyonu eleştirerek, kızmak belki de sırf aldığı notlar nedeniyle tv, bilgisayar, arkadaş ziyaretlerini engellemek o hataları yapmamasını sağlamaz. Buna ait yaptırımları çocuk zaten aldığı notlarla görmektedir. Burada yaklaşım, notu kırılan bilginin nasıl öğretileceği olmalıdır. Bu nedenle gerekli ve işlevsel değildir.

Ceza çocuğu aşağılayan, küçük düşüren, güvenini sarsan, öfke ve kızgınlık yaratan sonuçlar yaratır. Hele ıspanağını yemediği için TV izlememe cezası almasının ya da “sevmemekle” suçlamanın hiçbir ilişki ve mantığı yoktur. Yapılması gereken, davranışların sonucunu yaşamasına fırsat vermektir. Odasını toplamaması, derslerini zamanında yapmaması, yemek yememesi, düzenli banyo alışkanlığı olmaması, zamanında yatmaması gibi durumları düşünürsek çocuk zaten bunun sonuçları ile etkisini yaşıyor. Dağınık oda bir süre sonra aradığı eşyaları bulamayacağı bir ortama dönüşüyor, ders notları öğrenme süreçleri olumsuz etkileniyor, yemekten aç kalkıyor, arkadaşlarından banyo uyarıları gelmeye başlıyor, okula yorgun gidiyor gibi. İşte bu noktada iç kontrol devreye girebiliyor. Bunların olumlu davranışlara dönebilmesi için annelerin o odaları toplamakta direnmesi, dersleri için devamlı zamanı hatırlatmaması, başka bir yiyecek sunmaması, banyosunu hatırlatmaması, yatma saati için devamlı uyarıcı olmaması ile tutarlı davranışlarda bulunarak her olumlu davranışı takdir edip överek desteklemeleri ile mümkündür. Odasını toplamasının kendisine kolaylık sağladığını bu şekilde öğrenmiş olur. Ödül açısından ise ödül karşılığı davranma tercihini geliştirmemek gerekir. “Bugün kardeşimle kavga etmezsem ne alacaksın?” pazarlığına olanak tanımayacak yaklaşımlar için maddi ödül ile değil ancak manevi takdir ve destekle mümkündür.

3. ÇOCUĞA CEZA VERDİKTEN SONRA ANNE YA DA BABANIN “VİCDAN AZABI” ÇEKMESİ SIK RASTLANAN BİR DURUM MUDUR? ÖYLE İSE BUNU ÖNLEMENİN YOLLARI NELERDİR?

Çocukların davranış seçeneklerine karşı ebeveynlerin seçenekleri daha sınırlıdır ve güce yöneliktir. Güçlü olduğunu, kontrol eden olduğunu, bunu ödetecek olduğunu göstermek için bağırır, kızar, vurur, saçını çeker, mahrum eder ceza verir. Yani en çabuk, en ani tepkileri gösterir. Kısa bir süre sonra da kendiyle yüzleşip, pişman olur, vicdan azabı çeker. Bu noktada da tam tersi olumlu tutum ve yaklaşımlarla tefli etmeye çalışır. Bu durum çocuğun dengesini daha çok bozar. Doğru davranışı öğrenmekte zorlanır, büyüklere ve kendine güveni azalır, ilerde kendisi de bu dengesiz kişilik özelliğine aday bir ebeveyn olabilir.

4. PSİKOLOĞUN KENDİ ÇOCUKLARINA UYGALADIĞI CEZA VAR MI?

Biri 18 yaşında erkek, diğeri 10 yaşında kız iki çocuk annesiyim. Oğlumu yetiştirirken, genç anne olmam ve mesleki tecrübelerimin farklılığı ile anlattığım örneklere benzer yaklaşımları yaptım. Tüm bu paylaştıklarım, mesleki ve yaşam tecrübelerimi kapsıyor. Kızımda ise bu bilincin farkını daha olumlu yaşadığımı söyleyebilirim. Şimdi her ikisine de ödül ve ceza yerine davranışlarının sorumluluğunu almalarını sağlayacak yaklaşım, değerlendirme ve takdir ile yaklaşıyor ve sonuçların keyfini yaşıyorum. Duygu olarak kızgınlığı değil, zarar verici kızgınlığı ebeveynin güçsüzlüğü, kontrol kaybı, ego tatmini olarak görüyorum. Çünkü kızgınlığın altında anlaşılmamışlık, sıkıntı, üzüntü, yalnızlık, değersizlik vardır.

Şeyda Özdalga
Psikolog
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
Çocuk ve Genç Bölümü




Kategori: Eğitim > Çocuk Eğitimi  Okunma: 417  
Yazar: editor  Yazara Soru Sor  RSS 


Bu Kategorideki En Popüler Makaleler
 Çocuklara Kitap Okumayı Nasıl Sevdiririz?07-07-2009
 iletişimi engelleyen faktörler15-08-2008
 Çocuklarda Disiplin28-05-2008
 Çocukluk Döneminde Korkular ve Ebeveyn Yaklaşımı29-03-2009
 Etkili Bir Eğitim İçin Bazı Öneriler28-05-2008
 
Yazıya Puan Ver
 
PuanMetre 1 2 3 4 5
Oy Sayısı:0  Puan:-  

Yorumlar



Uzmanlar
    
    
    
 

Son Yorumlanan Gruplar
Haydi Karting Yapalım!
çok önce
Benim Babam
çok önce
Bana bir masal anlat
çok önce

En Yeni Gruplar
Festival
deneme
Kurs


Email RSS Linkedin Friendfeed Twitter Facebook Sitemizi sosyal medyadan da takip edebilirsiniz.
Anasayfa | Hakkımızda | Blog | Yasal Uyarılar | İletişim | S.S.S | Site Haritası | Üyelik Sözleşmesi | Üyelik İptali | Seçtiklerimiz

Copyright © 2008 www.ebeveyniz.biz, Her Hakkı Saklıdır.
Powered by Pozitim Teknoloji