Öğrencilik yıllarımda kibrit koleksiyonum vardı. Onları evdeki vitrine dizerdim. Temizlik yaparken bunalan annem; bir çırpıda hepsini sobaya atmış. “Kibrit, ateş yakmak içindir. Biriktirmek için değil” diye söylenerek yapmış bunu. O gün çok içim acımıştı.
Geçenlerde uğradığım bir dost bana anahtar koleksiyonu olduğunu söyledi. Çay içimi çıktığımız dairesinde zengin koleksiyonunu gösterdi. Eski ahşap kapı anahtarlarından tutun da ev, çanta, valiz, dükkân, oto anahtarlarına kadar bir dizi çeşidi inceden inceye üşenmeden saatlerce anlattı bana.
Sonraki günlerde dikkat ettim girdiği meclislerde, bulunduğu ortamlarda sözün anahtarlara gelmesinden ayrı bir keyif alıyor, adeta her konuya kendi anahtarlarından birinin öyküsü ile girmeyi seviyordu.
Ona; “Anahtardan gaye; kilit açmaktır, yoksa alıp biriktirmek değil, her yerde her sözde anahtar konuşmak hiç değil!” demek istedim bir an. Sonra kendimi tuttum ve ağzımı açmadım. Kibrit koleksiyonumu yakan annemin, o gün yüreğime saldığı acıyı hatırlayınca ona acı veren role soyunmak istemedim doğrusu.
Mektuba yapışmayan pul, kırda uçmayan kelebek, ateş yakmayan kibrit ve kilit açmayan anahtar!...
Benim koleksiyonumu annem yaktığı için koleksiyon hazzını çoktan unuttum.
Koleksiyonculuk zevkli olsa gerek!..
Mehmet Doğramacı