Bu görüşme için istekte bulunduğundan kendisine teşekkür edilmelidir. Verdiğiniz ilana başvuran tüm adaylara teşekkür edilmelidir.
Mülakatta en basit soru: “Ne yapmak istiyorsun?”
Mülakatta sıkça sorulan, iş arayan kişiye sorulan, iş arayanın/mülakatçının zorlandığı sorulardan sadece biri.
Bu soru üzerinde düşünmeden görüşmeye sakın girmeyin!
İlk iş görüşmeniz. Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz ya da emin değilsiniz ne yapacağınızdan.
Görüşmeye gitmeden önce şirketi araştırdınız,
Web sayfasına girdiniz,
Başvurduğunuz pozisyonun tanımını biliyorsunuz.
O zaman bir karşı soru sormanın tam zamanı:
“Sizden, yani işe alınacak kişiden beklentileri neler ?”
Bunu öğrenip, sonra da bu beklentilere cevap verip, veremeyeceğiniz sizin özelliklerinize ve etkileme gücünüze kalıyor.
Evet yanlış okumadınız, etkileme gücünüze.
Unutmayın! Bu bir görüşme. Yani iki taraf var. Tamam, güçlü taraf siz değilsiniz, bunu baştan kabul etmenizde yarar var. Ancak mülakatlar, görüşmeci için de stres yaratan bir aktivitedir. Yüzlerce kişinin özgeçmişini okumuştur, süresi kısadır, en iyiyi seçme stresi vardır ve en iyisi-kötüsü duyguları vardır.
Görüşmecinin elinde/önünde bir yığın kâğıt, kim bilir aklı nerede?
Bugün kaçıncı görüşmesini yapıyor acaba? Karar verici o mu?
Dışarısı kalabalık, acaba sürem ne kadar? 5 dakika mı, hadi canım sende!
5 dakikada ne yapabilirim/ne yapabiliriz ki?
…/…
Ancak; bu mülakata çağrıldığınıza göre birçok kişinin önüne geçtiniz bile. Mülakata davet edilmeniz bile çoğu zaman başvuranlar arasında en iyilerden olduğunuzu gösterir.
Mülakat size kendinizi tanıtmak, kişisel ve mesleki özelliklerinizi sunmak için bir fırsat yaratır. Görüşmeciyi etkileyebilmek için daha iyi bir fırsat bulamazsınız.
Siz görüşmecinin yerinde olsanız, bu pozisyon için kendinizi mi seçerdiniz?
Kendinizi işe alır mıydınız?