Özellikle büyük şehirlerde çalışan ve çocuğunun bakımında destek alabilecek akrabaları uzakta olan ebeveynler için yuva ve kreşler büyük önem kazanmış durumda.

Çocuğumuz için en iyi yuvayı nasıl bulacağız?
Bu konu gerçekten çok önemli, ilk olarak işe gidiş ve işten çıkış saatleriniz ile işyerinizin evinize uzaklığına göre yuvanın lokasyonunu iyi belirlemeniz lazım. Örneğin işyeriniz evinize uzak ise çocuğunuzu işyerinize yakın bir yuvaya vermek sizin için çok daha uygun olacak ve gün içinde çocuğunuzla ayrı kaldığınız süre minimuma inecektir.
İşyeriniz evinize yakınsa ve işten çıkış saatlerinizde çok geç saatler değilse çocuğunuzun yuvasının evinize yakın olmasında fayda vardır.
Gelelim çocuğumuzu hangi yuvaya vereceğimiz konusuna, karar verdiğimiz lokasyona göre öncelikle bu konuda referans alarak ilerlemekte fayda var yani tanıdıklarımızın bizlere önereceği yuvaları listemizde ilk sıralara yazabiliriz.
Daha sonra da belirlediğimiz lokasyondaki tüm yuvaları internet veya gezip araştırma yöntemi ile listeleyebiliriz. Her yuvayı tek tek gezmek, tüm odalarını, mutfağını, lavabosunu kontrol edip öğretmen ve işletmecilerle tek tek görüşmekte fayda vardır. Tabi bu arada yuvadaki çocukların ruh hallerini ve öğretmenleriyle diyaloglarını da dikkatli şekilde incelemek size ilk izlenimin oluşmasında ciddi anlamda yardımcı olacaktır. Ayrıca tüm öğretmenlerin çocuk gelişimi konusunda eğitimli olmaları, yemek ve lavabo temizliği için ayrı görevlilerin olması, çocukların belli periyodlarla bir pedagog gözetiminde olmaları da çok önemlidir.
Çocuğunuzu emanet edeceğiniz yuvaya karar verdikten sonra yetkililere onlardan ne beklediğinizi çok açık ve net şekilde ifade edin.
Yuvanın sizden çocuğunuzla ilgili sağlık raporu, resim, ikametgah, çocuğunuzun nüfus cüzdanı fotokopisi, birkaç yedek kıyafet isteyip istemediğine dikkat edin, işlerinde ne kadar profesyonel ve ciddi olduklarını gösteren önemli unsurlardır bunlar.
Öğretmenle konuştuktan ve çocuğunuzun hangi tarihte okula başlayacağını kararlaştırdıktan sonra çocuğunuzu karşınıza alıp anlayabileceği şekilde onun artık büyüdüğünü ve yaşıtları gibi okula başlayacağını, arkadaşlarıyla oyunlar oynayıp şarkılar söyleyeceğini, resim yapacağını, okulun bahçesindeki parkta keyifli saatler geçireceğini belirtin.
Çocuğunuzu ilk haftalarda mümkünse sadece 1-2 saatliğine okulda tutun, bu okula alışmasına çok yardımcı olacak ve birden bire yalnız kalmış olma duygusunu hissetmesini engelleyecektir. Çalışan ebeveynler bunun için birkaç gün işyerinden izin almak durumunda kalabilirler. Bir diğer önemli husus çocuğunuzun okula gitmesinde çok kararlı olmalı ve bunu çocuğunuzun anlamasını sağlamalısınız, çocuk bunu anlamazsa kolaylıkla okula gitmek istemeyecek ve bunu kullanacaktır. Okula gittiğiniz anda ağlamaya başlayacak ve duygu sömürüsü yapacaktır, buna izin vermeyin ve kararlı tutumunuzu sergilemeye devam edin.

Bazı çocuklar okula ilk günden alışmakta iken bazı çocuklar ise birkaç haftada alışmaktadır. Çocuk okula başladıktan sonra bir süre çocuğunuzu gözlemlemek ve okulu hakkında konuşmak ta çok doğru bir hareket olacaktır, çocuğun her dediğine inanmak çok doğru olmasa da size okulu ile ilgili belli ipuçları ve örnekler verecektir.
Şunu unutmayın okula alışmayan çocuk yoktur, önemli olan çocuğunuzu emanet edeceğiniz doğru insanları bulmak ve onlara güvenmektir. Çocuğunuzun gelişmesi, sosyalleşmesi ve doğru alışkanlıklar edinebilmesi için yuva çok önemlidir.
Konuyla ilgili şimdilik yazabileceğim önemli noktalar bunlar, aklınıza takılan veya sormak istediğiniz şeyler varsa lütfen paylaşın, zevkle yardımcı olmaya çalışırım.
Herkese sevdikleriyle beraber mutlu ve sağlıklı günler diliyorum.
Nehir Çağlayan