“Saldırı – Şiddet ve İstismar”
üçgeninde çocukluğunu yaşayabilmek; gelecek nesillere ulaşabilmek..
o7-o9-2oo8 - bornova / izmir
…
Günümüz dünyası giderek şiddetin daha çarpıcı türlerine sahne olmaya devam ediyor. Uluslararası gündemde, evde, okulda, sokakta, spor alanlarında, görsel ve yazılı medyada, internette şiddet olgusu gündelik yaşamın adeta ayrılmaz birer parçası haline geldi.
Çocuklar kendi gelişimsel seviyeleriyle de bağlantılı olarak anne-babalarından ve çevrelerindeki yetişkinlerden aldıkları tehdidi de şiddet olarak yaşayabilirler. Çocuk üzerinde zarara yol açabilecek her türlü tehdit de dolayısıyla şiddet olarak algılanmaktadır.
Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine ek olarak, terör olayları, adam yaralama ve öldürme olaylarına ilişkin haberler medyada o kadar sıklıkla yer alıyor ki hayatımızın bir parçası haline dönüşmüş durumda. Sokağa çıkarken birbirimize bu haberler doğrultusunda telkin edici tavsiyelerde bulunur olduk. Olayların seyrindeki yükselen trend farklı biçimde ortaya çıkan saldırı/şiddet olaylarının faillerinin gün geçtikçe daha da yaş ortalamasının aşağıya doğru indiğini görüyoruz.
Polis kayıtlarındaki istatistiki bilgiler ve medyadaki sür manşet haberlerin satır aralarındaki yaş ortalaması bunu bizatihi teyit edici nitelikte. Toplumun kolları arasında eriyen giden gelecek neslin emanetçileri evlatlarımıza karşı toplumsal belleğimizin ne kadar zayıf olduğunu bir kez daha teyit etmiş oluyoruz.
Toplumsal desteğe ihtiyacı olan güvenlik güçlerimizi, gönülden yapmış oldukları rehabilite çalışmalarında yaşamsal belleğimizi, toplumumuzun gelişmesi yönünde yinelemeliyiz. Bir zamanın ilkel sürülerinden günümüzde uygar yığınlara dönüşen, toplum yaşamı nereye doğru gidiyor?
Güvenlik güçlerinin metropollerin (anakentlerin) arka sokaklarında karşılıksız, özverili çalışmalarına her geçen gün bir yenisini eklemektedir. İşte bu günlerde yeni bir eğitim ve öğretim yılının başlamasına az bir zaman kala uyuşturucu vebasına karşı verilen mücadeleleri soluksuz izliyoruz. Evlatlarımızı nasıl avucumuzun içinden akıp gitmelerine ne pahasına olursa olsun izin vermediklerini ekranlardan takip ediyoruz. Polis teşkilatının bu amansız hastalığın bataklığına düşmeden gençlerimize ulaşması toplumsal dinamikleri daha ziyade toplumun gönlünde çok daha iyi bir yer edindiğine eminiz.
Polis vermiş olduğu mücadelede güvenlik önlemlerinden ziyade bir aile reisi olarak bir anne şefkati ve bir baba sedasıyla mücadele ettiklerini verilen demeçlerden ve çalışmalardan takip ediyoruz.
Günümüz dünyasında, çocuklarımıza yönelik uygulanan istismarlar toplumsal felaketin kapısını çalmaktadır. Kuşkusuz ki; çocuk istismarı, çocukların gelişimlerini zedeleyici bir biçimde fiziksel, duygusal, zihinsel ve cinsel zarara maruz bırakılmaları olarak tanımlanmaktadır.
Çocuğa uygulanan şiddet denildiğinde genellikle fiziksel şiddet (dayak vs.) anlaşılıyor. Oysa şiddet ve istismar, fiziksel olabileceği gibi duygusal ve/veya cinsel içerik de taşıyabilir.
Fiziksel olarak şiddet görmeyen bazı çocukların anne-babalarının kızgın ve tehdit eden tavırlarını dayak olarak algılamaları da bunun göstergesidir.
Şiddet ve istismar kişiliği ve bütünselliği zedeleyici niteliktedir.
Ebeveynin çocuğa karşı tavrı çok önemli. Ana/baba tutumu çocuğun pozitif gelişmesinde de, agresiv, sapan davranışlar içine girmesinde de etkili. Aile üyeleri arasındaki ilişkinin niteliği, birlik ve bütünlüğü açısından merkezi önem taşır. Aile içi yatay (ebeveynler arası), düşey (anne/baba-çocuk arası) ilişkiler çatışmalı, kopuk, sorunlu ise çocuk bundan büyük ölçüde olumsuz yönde etkilenir.
Uzun süre savsaklanmış, istismar edilmiş, kötü muamele görmüş, şiddetin egemen olduğu bir ortamda büyümüş çocuk gördüğü baskıların açtığı fiziksel ve psikolojik yaraların izlerini çocukluk dönemini çok aşan sürede taşır. Anne/babası tarafından şiddete maruz bırakılan, aralarındaki şiddet olaylarına tanık olan çocuğun, huzurlu aile ortamında yaşayan çocuklara oranla, ebeveynlerine benzer davranışlar içine girme olasılığı yüksektir. Her yıl 275 milyon çocuğun şiddete maruz kaldığı, gerilimli ortamlarda yaşamakta olduğuna işaret ediliyor.
Başkomiser Mücahit Başarır