Çocuk tanım olarak en evrensel varlıktır. 6 milyarlık nüfusun yarısından fazlası çocuktur. Bu evreden fiziki şartlarda yaşayıp da geçmemek imkansızdır. Fakat mana boyutunda yaşamayan çocukların sayısı hiç de az değildir. Hastanede çocuk olmak, hapishanede çocuk olmak, sokakta çocuk olmak ya da istismara uğramış çocuk olmak, huzursuz bir aile ortamında çocuk olmak hepsinin tanımı çok ayrıdır birbirinden hepsinin yükü de tanımlanması zor küçük el ve omuzlara yüklenmiş şeylerdir. Şeylerdir dediğimiz şeyler cümledeki anlamındaki basit duruşunun çok üstünde olduğunun hepimiz farkındayızdır sanırım.
Toplum olarak her zaafımızı kullandığımız gibi çocuğu da hep kullandık reklâmlarda yapılan kampanyalarda hep masum yüzümüz vicdanımız oldu. Ama vicdanımız hep yara çaresiz hale geldiğinde ameliyat aşamasında belki de Allah’tan ümit kesildiğinde duyarlı vatandaş rolü yapıp vicdanlarımızı rahatlatırız. Çocukla iletişimi kitaplara, makalelere sığdırmaya çalışırken ruhumuzu da o kafese ve teorilere hapsetmeye başladık.
Sorunlu ailelerin kimsesiz çocukları, aslında kimlerin kimsesiz olduğunu düşünmek ve bu konuda en az kimsesiz çocuklar için çalışıyor kadar çalışmak çabalamak gerekir. Ülkemizde kimsesiz çocukların yaklaşık nüfusu 80000’dir. Fakat boşanmış ailelerin veya boşanamamış sorunlu ailelerin çocuğu olmanın bir sayısı bir adı da yok henüz.
Bir de bu ailelerdeki çocuk sayısına bakacak olursak oldukça fazla her çocuk durumu düzeltmeye aday ama bilmeden ve aslında hiç de talip olmadan aldıkları bu rolün farkında olmayan çocuklar... Hep birilerinin çocuk arttıkça sana bağlanır öğütleri ve daha fazla aile olunur bilinciyle artan ama sayıyla birlikte yeni sorun sayısını artırmıştır.
Çocuklar öyle bir hale geliyorlar ki anne babanın tanımlayamadığı tüm duyguları hissediyorlar ve yaşamaya başlıyorlar. Akabinde çocukta da bu beklenti doğrultusunda bir başarısızlık ve suçluluk hissi gelişir.
Son zamanlarda 'devlet babanın' gerçek babaların yapamadığına el atmış olduğu sosyal hizmet çalışmaları başlamıştır. Henüz pilot çalışma düzeyinde olan Aileye Dönüş Çocuk Evi kurulmuştur. İzmir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, anne babaları sorun yaşayan ve boşanma aşamasına gelen, bu nedenle de şiddete ve istismara maruz kalan çocukları olumsuz etkilerden korumak amacıyla, Aileye Dönüş Çocuk Evi kurdu. Sorunlar yaşayan ve boşanma aşamasına gelen çiftlerin psikolojik olarak ağır yara alan çocuklarını korumak için harekete geçti. Aile içi geçimsizlik nedeniyle şiddete ve istismara maruz kalan çocuklar, Aileye Dönüş Çocuk Evi'nde kalacak. Psikolog ve sosyal hizmet uzmanının görev yapacağı bu evlerde, çocukların ebeveynleriyle birlikte zaman geçirmesi de sağlanacak. Çocuklar, ailedeki sorunlar giderilene kadar, kendi sosyal çevresinden de uzaklaştırılmadan rehabilite edilerek, yaşadıkları travmaları atlatmaları sağlanacak.
Bu çalışma uzanabildiğimiz görünür büyük çaplı problemler için bir çözümken uzanamadığımız kalabalık içindeki kimsesiz çocuklar içinde bir şeyler yapılmalı denenmeli en azından.
Burada aileler kendine kocaman bir çuvaldız batırmalı ve kendilerine sormalı kendi sorunlarımıza bakarken neleri göremedik, tüm meseleler muhasebe edilmelidir. Ağaca bakmaktan ormanı kaybedenler, elinin çiziğinden kalbinin durduğunu fark edemeyenler...