Aile toplumun en küçük birimidir. Tanımı çok bilindik, bildiğimiz bir tanımdır. En küçük birim ya da toplumun çekirdeği hücresi olmak aslında ne demektir? Hayat bilgisi kitabındaki bu aslında hayatımızın başlangıç noktası olan yeri tanımlanması bize aile kavramını öğretmeye yetmiş miydi? Bu tanımların yazılı olduğu bir yerler var bunların dışında. Bunları yazmadan öğrenenler ve öğretenler oldu elbette. Kendi ailelerimizden bizlere miras kalan bir öğretidir. Kimi zaman hastalıklı kimi zaman yedi nesil öteden gelen bir gedikle redd-i miras yapamayacağımız bir miras. Doğduğumuz gün böyle bir servetle dünyaya geldiğimizi bilmeden geliriz dünyaya. Günümüzde bir öğretici daha var ki bununda aile kavramına etkisi yüksektir. Medya, diziler ve filmlerde işlenen aile yaşamı da bir olması gerekeni dayatır topluma çoğu zaman. Ondandır hücrelerine işleyen aile olgusu ve sistemin yüklediği algı arasında kalan toplumun ikilemi. Bu konu ele alınması gereken ve belki de haftalarca ele alınması gereken önemli bir olgudur.
Aile olmak kütükte aile sıra numarasının belirlenmesiyle olmuyor. Bunun içinde roller vardır. Şimdilerde küçüldükçe küçülen anne baba ve çocuklardan hatta zaman zaman belki de sadece anne-babadan gittikçe de sadece bireye dönüştürülen bir mekanizmaya ulaştırmıştır. Önceleri nasıldı bu yapı biraz onu ele alalım. Her ailede mutlaka bir aile büyüğünün yer aldığı ya da mutlaka iç içe yaşadıkları bir düzendi. Bu durumun birçok faydası var. Birey sosyalleşmeye aile içinde başlar, kalabalık içinde büyüyen bir çocuk zaten yaşamın küçük bir ‘demosunu’ yapmış olacağı için toplum içinde zorlanmaz. Bu hücre gribe alışık girer topluma.
Anne olmak, baba olmak bazen bir ülke yöneticisi olmaktan zordur. Dünyanın içerden ve dışarıdan yöneticileri vardır. Dışarıdakiler içerden gelir sonra içerde ne gördüyse dışarıda onu sunar ama kimse bilmez bunu. Bilmezler Nazilerin intikamının anneye ya da babaya olduğunu. Bilmezler sokakta kavga çıkaranların kavgası aslında kendisi ile olduğunu. Kendi aile hücresi ve kendi benliği ile olduğunu.
Bugünün suçluları da, liderleri de bir aile içerisinde gelir. Bugün ne yetiştirmek neyi sunmak istediğimizi yeniden düşünme zamanıdır. Rezil olmak mı vezir olmak mı? Aslında bugün yanlış eylemlerde bulunmuş çocukların başında ağlayan anne babaların ‘ben ne yaptım, hatam nerede’ feryatlarını duymamak için ‘ne yapıyorum’ sorusunu şimdi sormak ve yinelemek daha makul bir davranış gibi gözüküyor.